Alman dağcılar kurtarıldı
Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile bugün telefon görüşmesi yaptığı ve kaçırılan Alman dağcıların Türk yetkililerin elinde olduğunu ve sağlık durumlarının iyi olduğunu söylediği bildirildi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, "Babacan, Steinmeier'i arayarak, Alman turistlerin elimizde
olduğunu ve sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi" dedi.
AA

insanın dünya ve ahiret mutluluğunda arkadaş ve dost çevresi çok önemli


İnsanın dünya ve ahiret mutluluğunda arkadaş ve dost çevresi çok önemli
bir role sahiptir. İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) o veciz
ifadeleriyle ümmetine bu durumu tekrar be tekrar hatırlatmıştır.
Mesela, bir hadis-i şeriflerinde bir temsil ile bu hususu şöyle izah
eder: "İyi ve kötü arkadaşın misali koku satanla körük çeken demirci
gibidir. Misk kokusu satan adam ya sana ikramda bulunur, ya kokuyu
satın alırsın veyahut da hiç olmazsa en azından hoş koku koklarsın.
Körük çeken demirciye gelince, o, ya sana kıvılcım saçar da elbiseni
yakarsın veyahut yanında otururken körüğün kötü kokusundan rahatsız
olursun."
Esasında Allah Resulü (sas) birkaç cümle ile insan eğitiminde çok
önemli olan birçok hakikatı dile getirmektedir. Şöyle ki, "koku satan
adamın ikramda bulunması" ifadesinden iyi arkadaşın, sohbet ve
nasihatleriyle bizde sürekli güzelliklere karşı bir merak, temayül ve
arzu oluşturacağını, gaflet ve günah anlarında ise ikazda bulunup
elimizden tutarak bizi kayıp düşmekten kurtaracağını anlayabiliriz.
Yani bu ifadede iyi arkadaş, aktif ve üzerimizde doğrudan bir etkiye
sahiptir. Ama iyi arkadaş her zaman nasihat ve ikazlarda
bulunamayabilir. Fakat biz hep iyi bir arkadaşla beraber olmaya
çalışıyor, sürekli onunla oturup kalkıyor isek, sıkıldığımız,
kendimizde bir sönme müşahede ettiğimiz ve ayağımızın kaydığını
hissettiğimiz zaman hemen kalkıp, Hızır çeşmesine koşar gibi, bu vefalı
ve emin dost, bu güzel arkadaşın kapısına koşarız. Ona, "Sen bir
bahçıvansın, hele beni bir gül bahçelerinde dolaştır, bir şeyler anlat
bana! Beni şu hayatın girdaplarından, şu günah labirentlerinden çek al,
al da aydınlık iklimlere ulaştır" diyebiliriz. Böylece "koku satan adam
ikramda bulunmasa, bulunamasa bile biz güzel koku satın almış
oluruz."Yukarıda saydığımız her iki durum da gerçekleşmese, yani iyi
arkadaş verici, biz de alıcı durumunda olmasak bile, iyi arkadaş
çevresinde bulunmamız bizim için az kazanç değildir. Çünkü istesek de,
istemesek de az veya çok o güzel koku bir şekilde bize bulaşacak,
ruhumuza sinecek ve bizim duygu, düşünce ve davranışlarımızda tesirini
hissettirecektir. Çünkü insan sadece bedenden, akıldan, beş duyu
organından ibaret değildir. O aynı zamanda ruh, kalb ve bunların
derinliklerinde bulunan mânevî cihazat ve lâtîfelere de sahiptir. Bu
sebeple aktif bir iletişim içerisinde olmasak bile, iyi arkadaş yanında
olmakla, tabii bir etkileşim neticesinde şuuraltımız güzel ve hoş
şeylerden beslenecek, iç dünyamızdaki gizli duygularımız iyi arkadaştan
istifade etme yoluna gidecektir. Kötü arkadaşa gelince, öncelikle o,
bizde bulunan güzel ve hayırlı faaliyetlerde bulunma arzusunun önüne
geçecek, onu ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Daha sonra kötü ve çirkin
işler yapmamız için özendirici ve teşvik edici bir yola başvuracaktır.
Biz her ne kadar korunmaya çalışsak da ondan gelen fitne ateşleri
üzerimize düşecek ve bize zarar verecektir. Diyelim ki bütün bunlara
rağmen kötü arkadaşın fena ve çirkin davranışlarına ortak olmadık ve
görünür bir ateş parçası üzerimize düşüp bizi yakmadı. Ama şuuraltımız,
iç alemimiz o kötülük ve günahlardan bir şekilde etkilenmiş olabilir ve
biz hiç farkına varmadan kalb ve ruh hayatımızdaki bir duyguyu
söndürmüş-öldürmüş olabiliriz. Kendi yaşıtlarından iyi arkadaş
seçiminin çocuklar ve gençler için ise ayrı bir önemi vardır. Çünkü
emsalinde, kendi yaşıtlarında İslam'ın yaşanabilirliğini görmesi onda
şöyle bir duygu oluşturacaktır: "Onlar yapıyor, ben niye yapmayayım;
onlar ibadetlerini yapıyor ben niye yapmayayım; onlar Allah için
koşturuyor, ben neden koşturmayayım; onlar okuyor, ben neden
okumayayım..." İşte böyle bir ruh haletinin meydana gelmesi, ancak gül
kokulu, selvi endamlı, aydın sîmalı, misk dağıtan ve Cennet'e yol açan
arkadaşlar toplululuğu içinde mümkün olabilecektir. Öyleyse, "İnsan,
dostunun dini üzerinedir. Herkes dost edindiği kişilere dikkat etsin."
hadis-i şerifi kulağımıza küpe olmalı ve asla unutmamalıyız ki, dost ve
ahbabları itibarıyla huzur ve emniyet içinde bulunan bir ferd, başka
birçok hususta da güvene ermiş sayılır
rabbım,bize,hayırlı,kul,olmak,nasib,etsin
Ya
Rabbi bize sonu şehadet olan ameller işlet.Nefsimizde olani
değiştirmede bize yardım et.Hakkı olduğu gibi anlamayı ve anlatmayı
nasip et.Senin zikrini anmayı ve yaşamayı nasip et.Ya Rabbi bizi
sevdiklerinle beraber yaşat;sevdiklerinle beraber öldür ve
sevdiklerinle beraber haşreyle.Bile bile şirk koşmaktan sana
sığınırım.Bilmediklerimiz hususunda da senden af dilerim…Ya Rabbi bize
Hz Adem ‘in(as) tevbesini;Hz İbrahim’in(as) imanını;Hz İsmail’in
teslimiyetini;Hz Yusuf’un(as)iffetini;Hz Meryem’in adanmışlığını ;Hz
Hatice’nin gayretini ver…AMİN…
öykü, çiftlikten
çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan bir
gezgin at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi
nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı
hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en
ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin
krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini
gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000
metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki
gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış
kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..
"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At
çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım.
Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve
ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o
zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü ve uzun uzun
düşündü. Babasına danıştı.
"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..
"Siz verdiğiniz notunuzu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi.."…..
O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000
metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin
üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
Öykünün en can alıcı yanı şu:
Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya
getirdi. çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi
söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda
öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..
"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..
"Siz verdiğiniz notunuzu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi.."…..
O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
Öykünün en can alıcı yanı şu:
Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın
‘Piyasalar stres altında kalmayı sürdürüyor
‘Piyasalar stres altında kalmayı sürdürüyor’
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, finans piyasalarında istikrarı sağlamanın FED’in en önemli önceliklerinden birisi olduğunu, zayıflayan konut piyasası, daralan krediler ve artan petrol fiyatlarının ekonomiyi tehdit ettiğini söyledi.
2008’in kalan bölümünde trendin altında büyüme ve gelecek 2 yılda kademeli toparlanma bekliyoruz. Enflasyon muhtemelen kısa vadede geçici olarak yükselecek. Emtia fiyatlarındaki yükseliş dikkate alınırsa FED enflasyon görünümünde ‘alışılmadık belirsizlik’ görüyor.”
Kasa denilen Okkır’ın doktor parası bile yok
ERGENEKON soruşturması kapsamında, ’örgüte finansal destek sağlamak’suçlamasıyla tutuklanan, ancak sağlık sorunları nedeniyle 1 Temmuz’da tahliyesine karar verilen reklam şirketi sahibi 60 yaşındaki Kuddusi Okkır, Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşam mücadelesi veriyor.
Onkoloji Servisi’nde ’Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası’teşhisiyle 10 Haziran’dan beri tedavisi süren Okkır’ın başında bekleyen eşi Sabriye Okkır, umutların giderek azaldığını söyledi. Tutuklanmadan önce sağlıklı olan eşinin şimdi kendini tanımadığını, konuşamadığını, sadece nefes aldığını anlatan Sabriye Okkır, “Eşimin ilaç tedavisi sürüyor. Günlerden beri durumunda bir değişiklik olmadı. Elini tutanak kendisine destek olmaya çalışıyorum. Çaresizlik içinde seyrediyorum” dedi.
Tutuklanmasından sonra işleri de bozulan işadamı Kuddusi Okkır’ın tahliye olduğu 1 Temmuz tarihinden sonra tedavi masrafları da üzerine kalan acılı eş Sabriye Okkır, “Benim sigortamdan faydalanması için girişimlerde bulundum, ama o da olmadı” diye konuştu.
'Atatürk devrimleri olması gereken devrimlerdi
''Atatürk devrimleri toplumda travma etkisi yarattı' sözleri
tepki çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat
eleştirilere böyle yanıt verdiCNNTÜRK
'Atatürk devrimleri toplumda travma etkisi yarattı' sözleri tepki çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, CNN TÜRK'e yaptığı açıklamada, 'Atatürk devrimlerinin tamamı olması gereken devrimlerdi' dedi.
Fırat New York Times'ta yayımlanan demecindeki cümlelerin kullandığı kelimelerin birleştirilerek oluşturulduğunu savundu.
New York Times'ta yayımlanan demecine yönelik tepkilerin ardından AKP'li Fırat CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi programında Fikret Bila ile Murat Yetkin'in sorularını yanıtladı.
Fırat, yabancı basınla yaptığı röportajlarda, Türkiye'de doğmamış büyümemiş olan kişilere 5-10 dakikalık kısa tarih turu yaptırdığını anlattı.
AKP'li Fırat, "Yabancılara bunlara anlattığımızda doğru tahliller yapıyorlar, dolayısıyla New York Times'a konuşurken bunu yaptım, geçenlerde İngiliz heyetiyle bir araya geldim onlara da böyle anlattım. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğim" dedi.
"3 gündür hakkımda yazı yazmayan köşe yazarı kalmadı" diyen Fırat, "Aslında benim New York Times'ta röportajım yok. Benimle görüşmüş hanımefendi, bazı profesörlerle de görüşmüş. Kendisiyle 2 saatlik röportaj yapmıştık. Benden 2 cümle almış hatta kelimeleri birleştirmiş" diye konuştu.
Fırat, "Ben bir basın toplantısı yaptım ve burada söylediklerimi tekrarladım. Ve burada Atatürk devrimlerinin kritiğine girilmemiştir dedim. Tüm devrimlerin tamamı olması gereken devrimlerdi, başka türlüsü olamazdı bence" ifadesini kullandı.
AKP'li Fırat sözlerine, "Siz bu devrimlerin bir kısmını yapmasaydık deme hakkına sahip değilsiniz. Çünkü siz saltanat düşüncesini ortadan kaldırıp Cumhuriyet'e geçiyorsunuz" diye devam etti.
"Hakkımda 200 civarında köşe yazısı var" diyen Dengir Mir Mehmet Fırat, "Mesele söylenen lafta değil. Bu hassasiyet AKP'li olmamdan kaynaklanıyor ve AKP hakkındaki kapatma davasından kaynaklanıyor" şeklinde konuştu.
Laiklik tartışmaları
Fırat, Türkiye'de laiklik tartışmalarına da değindi, "Bugün Atatürkçülük kisvesi altında ticaret yapanlarla aynı fikirde değilim" dedi.
Fırat laiklik konusundaki tereddütlerini şu sözlerle açıkladı: "Tereddütümüz var, tereddütümüz Cumhuriyet'in kuruluşundaki laiklik anlayışıyla, bugün birilerinin Atatürkçülük adına ileri sürdükleri laiklik anlayışının arasında fark olduğu kanısındayız"
AKP Genel Başkan Yardımcısı, "Hakkımızdaki iddianameyi hazırlayan Başsavcı'nın savunduğu laiklik konusunda aynı fikirde değiliz. Biz bir felsefi inanç olarak laikliği görmüyoruz. Atatürk'ün benimsediği laiklikle Atatürkçülerin laikliği aynı değil. Biz modern dünyanın benimsediği laiklik anlayışını benimsiyoruz" diye konuştu.
Atatürk'ün laiklik anlayışı
Fırat, "Atatürk sizin yaptığınız tarife uyan bir laiklik anlayışına sahip değil. Çarşaf-türbanın kaldırılmasını teşvik etmişti" sorusu üzerine, "Herkesi mecburi bir kılık kıyafetin içine sokmak ne kadar yanlışsa bunun aksini yapmak da o kadar yanlıştır. Kadın başını açmak istiyorsa, yaşam tarzını değiştirmek istiyorsa, bu onun takdiridir. bu devletin egemenlik kullanma alanının dışındadır" dedi.
Fırat ayrıca şu mesajları verdi:
* "Devletin vatandaşına hizmet sunan memurların siyasi simge kullanmasına karşıyım, ancak kişi özel hayatında türban takıyorsa, ya da saçını kazıtıyorsa beni ilgilendirmez"
* "İlk ve ortaöğretimde türban olamaz çünkü kişi rüştünü ispat etmemiştir"
Fırat CHP lideri Deniz Baykal'ın, "Sayın Fırat'ın sözleri gösteriyor ki sanki Cumhuriyet'e karşı bir rövanş anlayışı var" açıklamasını da, "Kimsenin Türkiye'de Cumhuriyet'e karşı rövanş anlayışı yok. Bazıları kendilerini Cumhuriyet'in bekçileri sanıyor. Şimdi bunun üzerinden hep siyaset yapıldığı zaman Türkiye şu an yaşadığı gergin ortamı yaşar. Bir ana muhalefet partisi liderinin gerginlik üzerinden oy kazanmasını kimsenin aklı almıyor, bunu Sosyalist Enternasyonel'in de mantığı almıyor" sözleriyle değerlendirdi.
Başbakan'ın sözlerine tepkisi
Fırat, açıklamalarının New York Times'da yayımlamasının ardından Başbakan Erdoğan'ın bir tepkisi olup olmadığı sorusunu da yanıtladı.
AKP Genel Başkan Yardımcısı, "Bugüne kadar Sayın Başbakan ile bu konuıda herhangi bir tartışmamız olmadı. Televizyondaki hiçbir konuşmama karışılmaz, çünkü programa çıkmak falan kendi takdirime kalmıştır, bunu da daha önce bir kontrole tabi tutturmam. Bugüne kadar bu konuda en ufak bir serzeniş bile hissetseydim o koltuktan kalkardım" dedi.
Şeyh Sait'in torunu olduğu iddiaları
Fırat programda Şeth Sait'in torunu olduğu iddialarına da açıklık getirdi: "Şimdi bakın insanlar babalarını dedelerini seçme şansına sahip değil. Şeyh Sait sülalesinden geldiğim belli bir kesim tarafından özellikle çıkarıldı"
AKP'li Fırat, "Ben Hacı Bedir Ağa'nın torunuyum ama mezar taşlarıyla övünmek istemem. Sivas kongresini incelerlerse Hacı Bedir Ağa var" dedi.
DTP heyetine soğuk duş!
Kuzey Irak'ta iki gündür görüşmeler yapan DTP heyetine Kuzey
Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin randevu vermediği
iddia edildi.gazetevatan.com / AA
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Irak'a giden DTP heyeti büyük bir sürprizle karşılaştı. Irak Devlet Başkanı Talabani ile görüştükten sonra bugün Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Parlamento Başkanı Adnan Müftü ile biraraya gelen DTP heyetine Mesut Barzani’nin randevu vermediği öğrenildi.
Irak'ta bulunan heyet Ahmet Türk, Sabahat Tuncel, Nuri Yaman ve Hasip Kaplan ve Kamuran Yüksek gibi DTP'nin önde gelen isimlerinden oluşuyor.

TALABANİ HEYETİ KABUL ETMİŞTİ
DTP TBMM Grup Başkanı Mardin Milletvekili Ahmet Türk ve beraberindekiler önceki gün Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüşmüştü.
Süleymaniye kentinde Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile yemekte bir araya gelen Ahmet Türk ve beraberindeki heyet üyeleri daha sonra 3,5 saat süren bir toplantı yapmıştı.
Basın mensuplarının alınmadığı toplantının ardından Süleymaniye Palas Otel’de açıklama yapan Türk, uzun süredir herkesi acıya boğan bir süreç yaşadıklarını söylemişti.
“Kürt sorunu Türkiye içinde barışçıl bir şekilde çözülebilir. Barışa katkı sunacak bütün çözümlerden yanayız” diyen Türk, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Barışçıl bir dönem için demokratik sürecin başlatılmasını esas alan, kültürel hakların verilmesi, halkların kardeşliğini esas alan bir çaba içindeyiz. Yeni süreçte bize düşen sorumluluk nedir? Kürt sorunu Türkiye içinde barışçıl bir şekilde çözülebilir. Bunun çözümü de Türkiye’dedir. Barışa katkı sunacak bütün çözümlerden yanayız. Ortaklaşa bir süreç ve çaba daha verimli olacaktır. Halklar arası diyaloğu esas alan bir mantık için çalışıyoruz. Bu tarihi bir sorumluluktur. Demokratik ortamı hazırlamaya çalışıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Talabani’nin, Türkiye’nin Irak’taki terör kamplarına yönelik operasyonlar konusunda ne düşündüğü yönündeki bir soru üzerine Türk, şöyle demişti:
“Buna karar veren Talabani değil. Biz de her zaman operasyonlara karşı olduğumuzu söyledik. Herkes sorunun iç dinamiklerle çözülebileceğini söylüyor. Ortaya konacak projeler barışı esas almalı. Talabani de aynı şeyleri düşünüyor ve çatışmaların böyle devam etmesinin etkilerini biliyor. Silahların susması konusunda rol almak istediğini her fırsatta dile getirdi. Çatışmalı sürecin önündeki engeller kaldırılmalı. Ortadoğu’da kardeş halklar arasında diyalog güçlendirilmeli. Bu konuda ortak formüller geliştirilmeli. Herkesin sorumluluk alacağı ortak bir çaba olmalı. Barış sürecinin önündeki engeller bir bir kaldırılmalı. Talabani de silahların susması gerektiğini hep söyledi.”
Türk, Türkiye’deki herkesin kendisini ifade edebileceği bir özgürlük alanı yaratılması gerektiğini de belirterek, barışçıl bir süreci destekleme konusunda da Talabani’nin kendileri ile aynı fikirleri paylaştığını söylemişti.
Gazetecilerin AK Parti’ye yönelik kapatma davası ve terör sorunu ile ilgili soru üzerine ise Türk, Türkiye’nin siyasi bir krizle karşı karşıya olduğunu öne sürerek, “Kendi keline merhem olamayanlar kime merhem olur. Bundan sonraki süreçte bir yol haritası ortaya çıkmalı. Türkiye’nin Kürt açılımı sadece güvenlikle sınırlı. Ticari ve kültürel bir açılım da gerekli. Daha kucaklayıcı bir formül ortaya konmalı. PKK sorunu afla çözülmez, toplum buna hazır değil. Önce demokratik adımlar atılmalı” demişti.
Ahmet Türk, Talabani ile sık sık bir araya gelme konusunu konuştuklarını da belirterek, “Silahların bırakılması ortak noktamız” diye konuştu.vatan




