| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

RENKLİ TV

Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler , videolar

çeşme



Bir ağa kızı ile, beraber büyüdükleri kahya oğlunun aşk öyküsü.
Kanal : Yok
Tür : Dram / Duygusal
Yönetmen : Temel Gürsu
Oyuncu : Ferdi Tayfur / Necla Nazır
Anahtar kelime : Ferdi Tayfur / Necla Nazır / Duygusal
Altyazı : Yok
Dil : Türkçe
Süre : 72 DK.
Fiyat : 2,90 YTL ( Digiturk Üyelerine Özel : 1,90 YTL )
Kullanım Süresi : 1 Hafta
Dosya Boyutu : Yüksek-567MB/Düşük-281MB
İzleyici
  puanları
:
-/ 5 (0 Oy)
İndir   


Program Hakkında
Adana'nın ıssız bucaksız çiftliklerinden birinin sahibi olan Cabbar ağa, ismi gibi sert ve gaddardır. Cabbar ağanın çiftliği kuraklıktan ötürü istediği gibi verim vermemektedir. Bu bakımdan Cabbar ağa tek kızı olan Ceylan'ı bir ziraat mühendisi ile evlendirmeyi ve böylesi kendi çiftliğinin gelişmesini sağlamayı planlamaktadır. Diğer taraftan Ceylan çocukluğundan beri beraber büyüdükleri Kemal'e aşıktır. Kemal çiftlikteki Kahya Nizami'nin oğlu olup o da Cabbar ağanın emrinde ve ayak işlerinde çalışmaktadır. Kemal için de dünyada bir tek Ceylan vardır. Daha çocukken her zaman oynadıkları nehir kenarında küçük bir akarsu bulmuş ve oraya bir çeşme yapmışlardır. O çeşmeden su aktıkça birbirlerinden ayrılmayacaklarına söz vermişlerdir. Kemal babasına durumu açar, Gidip Ceylan'ı kendisine istemesini teklif eder. Nizami biraz tereddütlüdür. Ama oğlunu kıramaz gidip kızı ister. Cabbar'ın tutumu tahminlerden de sert olur. Çünkü o kızını o sıralarda çiftliğe gelen mühendis Murat beye vermeye kararlıdır. Ceylan'a sevgisini şarkılarıyla ve şiirleriyle göstermeye alışmış ve hassas bir insan olan Kemal'in onuru kırılmıştır. Artık o çiftlikte duramayacağını söyleyip, anasına babasına ve Ceylan'a veda edip İstanbul'a gider. Kemal İstanbul'da meşhur bir şarkıcı olmuştur. Ama Ceylan'a ulaşmak çabaları boşa çıkar. O kadar ki Cabbar Kemal'in başkasıyla evlendiğine inandırır ve Ceylan'a mühendisle evlendirir. Başka bir aşkın kendisi için mümkün olmadığını anlayan Ceylan sonunda intihar eder. Bu haberi alan Kemal ölmek üzere olan sevgilisi son kez görmek için çiftliğe gelir ve Ceylan'ın son arzusunu yerine getirmek için kendisine hala atmakta olan çeşmeden bir bardak su içirir. Ceylan ölür. Kemal, sevdiğine öbür dünyada kavuşacaktır.

Nicole, arabasından inerken müthiş bir frikik verdi

Nicole, arabasından inerken müthiş bir frikik verdi, onu takip eden paparazziler de bu frikiği kare kare fotoğrafladılar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dua`nın gücü

ua`nın gücü (#1224)

İnsanın, Yaratıcı ile ilişkisi ibadet vasıtasıyla oluyor. İbadetin özü, daha açık bir deyimle bütün ibadetlerin hedefi, duadır.


Dua, müminin silahıdır. Gerçekten yapılan ciddi bilimsel araştırmalar, dua etmenin insanlar üzerinde çok olumlu etkisi olduğunu göstermiştir ve dua etmek hastalar üzerinde kesinlikle iyileştirici bir özellik taşımaktadır. İnsanın Üstün bir güce sığınması ve sadece O’ndan yardım dilemesi insanda doğal olarak şifa etkisi sağlamaktadır.


Allah bir ayette “Biz, insana şahdamarından daha yakınız” şeklinde buyurmuştur. (Kaf, 16). Başka bir ayet-i kerimede de “Aralarında fısıldaşan üç kişinin dördüncüsü, beş kişinin altıncısı O’dur. ”(Mücadile, 6) buyurulmuştur.


Allah varlık ve insanla iç içe olduğundan, insan Rabbine zaman ve mekan gözetmeksizin dua edebilmelidir.


Yaratıcı bir ayette “Beni anın, ben de sizi anayım” (Bakara, 152)buyurmuştur. Bu da gösteriyor ki Allah bizden O’na yalvarıp yakarmamızı ve dua etmemizi bekliyor. Allah’ın şüphesiz ki buna ihtiyacı yok ama bizim ibadet etmeye her zaman muhtacız.


Dua bir birlik, kaynaşma halidir. Duayı ’rastgele istemekten, başvurudan’ ayırmak lazımdır. Yapılan her duaya icabet edilir ancak her dua kabul edilir, demek yanlış olur. Zira Allah bizim her istediğimizi yerine getiren bir Varlık değildir. Allah’ın edilen dua karşısında nasıl ve ne takdir edeceğini ve hikmetini bizim anlamamız da mümkün değildir.


Aslında insanın üstün gücü de duasından kaynaklanmaktadır. Nitekim Allah “De ki, eğer duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? (Furkan 77)ayetinde duanın gücünü vurgulamaktadır.


Rabbimize dua ederken korku ve ümit birlikte bulunmalıdır. Kur’an-ı Kerim: ”Allah’a korku ve ümitle dua edin “(Araf, 56)ayetiyle bunu formüllendirmiştir. Yalnız korku veya sadece ümit, duada seviyesizliktir. Tek başına korku, rahmete güvensizliğe ve nihayet tükenişe götürür. Tek başına ümitse, hiçbir tehlike, zorluk, sınır tanımadığından benliği firavunlaştırır. Kul sürekli olarak korku ile ümit arasında olmalıdır.


Duada bağırıp çağırarak haddi aşmamalıyız. Buyurulmuştur ki: ”Rabbinize boynu bükük halde ve gizlilik içinde dua edin”(Araf, 55)


Sözlerimi, içtenlikle yapılan bir duanın Allah tarafından kesinlikle cevap verileceğini gösteren bir ayetle sonlandırmak istiyorum:


Kullarım, Beni sana soracak olurlarsa, gerçektende Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlarda bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler. (Bakara 186)

GÜNÜN SÖZÜ

Hüzün kahkahadan daha iyidir; çehreniz üzgün görünse de, kalbiniz sağlam demektir."

kırmızı,güller, kırmızı

KirmiziGul 10

kırmızı,güllerkırmızı

KirmiziGul 1

Alman dağcılar kurtarıldı

PKK tarafından kaçırılan Alman dağcılar kurtarıldı.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile bugün telefon görüşmesi yaptığı ve kaçırılan Alman dağcıların Türk yetkililerin elinde olduğunu ve sağlık durumlarının iyi olduğunu söylediği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, "Babacan, Steinmeier'i arayarak, Alman turistlerin elimizde
olduğunu ve sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi" dedi.

AA

insanın dünya ve ahiret mutluluğunda arkadaş ve dost çevresi çok önemli



İnsanın dünya ve ahiret mutluluğunda arkadaş ve dost çevresi çok önemli bir role sahiptir. İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) o veciz ifadeleriyle ümmetine bu durumu tekrar be tekrar hatırlatmıştır. Mesela, bir hadis-i şeriflerinde bir temsil ile bu hususu şöyle izah eder: "İyi ve kötü arkadaşın misali koku satanla körük çeken demirci gibidir. Misk kokusu satan adam ya sana ikramda bulunur, ya kokuyu satın alırsın veyahut da hiç olmazsa en azından hoş koku koklarsın. Körük çeken demirciye gelince, o, ya sana kıvılcım saçar da elbiseni yakarsın veyahut yanında otururken körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun."

Esasında Allah Resulü (sas) birkaç cümle ile insan eğitiminde çok önemli olan birçok hakikatı dile getirmektedir. Şöyle ki, "koku satan adamın ikramda bulunması" ifadesinden iyi arkadaşın, sohbet ve nasihatleriyle bizde sürekli güzelliklere karşı bir merak, temayül ve arzu oluşturacağını, gaflet ve günah anlarında ise ikazda bulunup elimizden tutarak bizi kayıp düşmekten kurtaracağını anlayabiliriz. Yani bu ifadede iyi arkadaş, aktif ve üzerimizde doğrudan bir etkiye sahiptir. Ama iyi arkadaş her zaman nasihat ve ikazlarda bulunamayabilir. Fakat biz hep iyi bir arkadaşla beraber olmaya çalışıyor, sürekli onunla oturup kalkıyor isek, sıkıldığımız, kendimizde bir sönme müşahede ettiğimiz ve ayağımızın kaydığını hissettiğimiz zaman hemen kalkıp, Hızır çeşmesine koşar gibi, bu vefalı ve emin dost, bu güzel arkadaşın kapısına koşarız. Ona, "Sen bir bahçıvansın, hele beni bir gül bahçelerinde dolaştır, bir şeyler anlat bana! Beni şu hayatın girdaplarından, şu günah labirentlerinden çek al, al da aydınlık iklimlere ulaştır" diyebiliriz. Böylece "koku satan adam ikramda bulunmasa, bulunamasa bile biz güzel koku satın almış oluruz."Yukarıda saydığımız her iki durum da gerçekleşmese, yani iyi arkadaş verici, biz de alıcı durumunda olmasak bile, iyi arkadaş çevresinde bulunmamız bizim için az kazanç değildir. Çünkü istesek de, istemesek de az veya çok o güzel koku bir şekilde bize bulaşacak, ruhumuza sinecek ve bizim duygu, düşünce ve davranışlarımızda tesirini hissettirecektir. Çünkü insan sadece bedenden, akıldan, beş duyu organından ibaret değildir. O aynı zamanda ruh, kalb ve bunların derinliklerinde bulunan mânevî cihazat ve lâtîfelere de sahiptir. Bu sebeple aktif bir iletişim içerisinde olmasak bile, iyi arkadaş yanında olmakla, tabii bir etkileşim neticesinde şuuraltımız güzel ve hoş şeylerden beslenecek, iç dünyamızdaki gizli duygularımız iyi arkadaştan istifade etme yoluna gidecektir. Kötü arkadaşa gelince, öncelikle o, bizde bulunan güzel ve hayırlı faaliyetlerde bulunma arzusunun önüne geçecek, onu ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Daha sonra kötü ve çirkin işler yapmamız için özendirici ve teşvik edici bir yola başvuracaktır. Biz her ne kadar korunmaya çalışsak da ondan gelen fitne ateşleri üzerimize düşecek ve bize zarar verecektir. Diyelim ki bütün bunlara rağmen kötü arkadaşın fena ve çirkin davranışlarına ortak olmadık ve görünür bir ateş parçası üzerimize düşüp bizi yakmadı. Ama şuuraltımız, iç alemimiz o kötülük ve günahlardan bir şekilde etkilenmiş olabilir ve biz hiç farkına varmadan kalb ve ruh hayatımızdaki bir duyguyu söndürmüş-öldürmüş olabiliriz. Kendi yaşıtlarından iyi arkadaş seçiminin çocuklar ve gençler için ise ayrı bir önemi vardır. Çünkü emsalinde, kendi yaşıtlarında İslam'ın yaşanabilirliğini görmesi onda şöyle bir duygu oluşturacaktır: "Onlar yapıyor, ben niye yapmayayım; onlar ibadetlerini yapıyor ben niye yapmayayım; onlar Allah için koşturuyor, ben neden koşturmayayım; onlar okuyor, ben neden okumayayım..." İşte böyle bir ruh haletinin meydana gelmesi, ancak gül kokulu, selvi endamlı, aydın sîmalı, misk dağıtan ve Cennet'e yol açan arkadaşlar toplululuğu içinde mümkün olabilecektir. Öyleyse, "İnsan, dostunun dini üzerinedir. Herkes dost edindiği kişilere dikkat etsin." hadis-i şerifi kulağımıza küpe olmalı ve asla unutmamalıyız ki, dost ve ahbabları itibarıyla huzur ve emniyet içinde bulunan bir ferd, başka birçok hususta da güvene ermiş sayılır

rabbım,bize,hayırlı,kul,olmak,nasib,etsin

bennur 76 - s.k

Ya Rabbi bize sonu şehadet olan ameller işlet.Nefsimizde olani değiştirmede bize yardım et.Hakkı olduğu gibi anlamayı ve anlatmayı nasip et.Senin zikrini anmayı ve yaşamayı nasip et.Ya Rabbi bizi sevdiklerinle beraber yaşat;sevdiklerinle beraber öldür ve sevdiklerinle beraber haşreyle.Bile bile şirk koşmaktan sana sığınırım.Bilmediklerimiz hususunda da senden af dilerim…Ya Rabbi bize Hz Adem ‘in(as) tevbesini;Hz İbrahim’in(as) imanını;Hz İsmail’in teslimiyetini;Hz Yusuf’un(as)iffetini;Hz Meryem’in adanmışlığını ;Hz Hatice’nin gayretini ver…AMİN…

 

öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan bir gezgin at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..
"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..
"Siz verdiğiniz notunuzu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi.."…..
O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
Öykünün en can alıcı yanı şu:
Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın

 

‘Piyasalar stres altında kalmayı sürdürüyor

Bernanke şöyle konuştu:

‘Piyasalar stres altında kalmayı sürdürüyor’

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, finans piyasalarında istikrarı sağlamanın FED’in en önemli önceliklerinden birisi olduğunu, zayıflayan konut piyasası, daralan krediler ve artan petrol fiyatlarının ekonomiyi tehdit ettiğini söyledi.

“Birçok mali piyasa ve kurum hâlâ önemli stres altında kalmaya devam ediyor. Tüketici harcamaları gelecek çeyrek dönemlerde sınırlı kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Şirketler, yılın ikinci yarısında harcamalarında temkinli olacak.
2008’in kalan bölümünde trendin altında büyüme ve gelecek 2 yılda kademeli toparlanma bekliyoruz. Enflasyon muhtemelen kısa vadede geçici olarak yükselecek. Emtia fiyatlarındaki yükseliş dikkate alınırsa FED enflasyon görünümünde ‘alışılmadık belirsizlik’ görüyor.”